Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, Anadolu’nun bir şehrinde Cellatlar tellal iken, kötülük padişah iken, İnsanlar şeytanı tıngır mıngır sallar iken Bir kadın varmış. Öyle hoşgörülü, öyle alçakgönüllü...
Karadeniz’in doğası o kadar çetrefilli oyunlar oynar ki insanlarıyla! Bir taraftan maviye çok yakın yeşiller, diğer taraftan fırtınalı havalardan sonra yeşeren denizin mavisi Karadeniz insanının...
Zamanın birinde, daha dünya saf, temiz,insanlar mutlu iken,dünyada sadece kadınlar ve çocuklar yaşarmış. Herkes barış ve huzur içinde, başka hiçbir cinse ihtiyaç duymadan geçinip gidermiş....
Her şeyi anladığından, bildiğinden gitti. Her şeyin farkına vararak gitti. Gidişin kolay olmadığı, dönüşün imkânsız olduğu yere gitti. Anlamsızlığı anladığından gitti. Savunmaktan yorulduğu,...
Noktalarla sınırlandırılmış kısa cümleler... Belki size soğuk görünürler. Ama ne zaman ki bir araya gelirler O zaman sınırı değil, Sonsuzluğu betimlerler
Bir varmış, bir yokmuş Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Diyarların birinde Bir genç yaşarmış Uzun boylu, sarı saçlı, dalyan gibi bir delikanlıymış Gelin görün ki kader ona...
Bugün bir erkeğin gözlerinden baktım dünyaya Yanık tenli, bilmiyorum belki de yanık sesli Saçları zifiri siyahtı Gözlerinin yakamozları vardı Bir de hevesleri vardı; bir kadının kalça kıvrımlarından başlayıp saçlarını...
Karadeniz’ in hırçın ve köpüklü dalgaları kıyıya vuruken, sahilin hemen 100 m gerisine konuşlanmış dev binanın koca camlarından denize bakan bir çift nemli gözün sahibi...
Duygularım o kadar yoğunlaştı ki, bugün teslim etmem gereken mekanik ödevimin boş alanları, kalemimin şehvetini giderdiği yerler oluverdi. Üzgünüm hocam.. ...